Pekin Olimpiyatları’nda biz toplam 8 madalya kazandık. Bu madalyaların 2 si mücadele sporlarının dünya kulvarlarındaki en önemli temsilcimiz Tekvando sporcularına ait. Oyunların başladığı günlerde burada futbolun dışındaki sporlardan anlamayan. Fakat her sporun başköşesinde oturmayı adet haline getirmiş yazar çizerlerimizin, otoritelerimizin yaydığı negatif enerji Pekin’deki sporcularımızı etkilemiştir mutlaka. Oyunların sonu gelmeden yayılan olumsuz hava ve sporcuların yıllar öncesinden başlayan dopingden korunma korkusu bazı dallarda sporcularımıza kâbus yaşattı ve bitirdi.
Halterde, ata sporumuz güreş de bittik eridik. 1 altın madalyaya sevindik. Oysa özellikle güreş de, bizim sporcularımız mindere çıktığında rakip korkardı. Kaybettiğimiz sporcularımız oldu bu olimpiyatlarda. Umutlarımızı bitiren sporcularımız oldu. Sadece makam uğruna yok edilen dallar oldu. Türk spor tarihinde ilk defa gümüş madalya kazanan Elvan‘ın yarış sonunda bayraksız bırakan yöneticiler vardı televizyonlar da. Türkoğlu Türk sporcunun altın madalya kazandığı Güreş’te milli marşımızı söyleyemediği tartışıldı televizyonlarda. Oysa Ramazan Şahin’in bu başarısını anlatmak ve anlamak gerekirdi.
Bu olimpiyatlar, da Bahri Tanrıkulu, Taner Sağır madalya almalı idi. Ferdi sporlarda kuralar çok önemli fakat şampiyonluk istiyorsanız birinci turda da yenmeyi bileceksiniz. Bu Olimpiyatların tartışılacak birçok tarafı var. Önümüzdeki günlerde ilgili ilgisiz, bilgili bilgisiz birçok kişi bunu konuşacak. Fakat kazanılan madalyalara bir bakmak sayısı ile alınan dallara göre dağılımı ile hiç de küçümsenemeyecek bir başarı olduğu görülecektir. Birçok ülke madalya kaybına uğramıştır. Acaba ülkelerinde bu kadar çok tenkit edilerek ve yol göstermeden neredeyse sporcularını karalamaya kadar giden eleştiri yapıyorlar mı? Pekin’de Tekvando altın madalyayı kıl payı kaçırdı. Gümüş madalyalı Türkiye’nin en önemli Tekvandocularından olan Azize Tanrıkulu son anda altın madalya’ya uzanamadı. Sibel Güler benim madalya alacağına inandığım bir tekvandocu idi ama olmadı. Almanların milli takıma almak istediği. Peşinden koştuğu. Buna rağmen Alman Milli takımı ihtimalini hiç düşünmeyen. Servet Tazegül ise bronz madalyada kaldı. Servet’in bu fotoğrafı beni çok etkiledi.

Başın öne eğilmesin Tazegül..
Başarılı olup, bir ülkenin bayrağının zirveye çıkmasını sağlayacaksam o ülke Türkiye olmalı, Tük bayrağı olmalı demişti Servet. Bana göre başardı da Başkanı Metin Şahin’le, Hocası Ali Şahin’le ailesi ve vatan sevgisi ile başardı. Dünya Şampiyonu Kübalı Gessler Viera’yı yenerek kilosunda şampiyon olan Koreli’ye hakemlerin yardımı ile yenilmesine rağmen gücünü ve inancını kaybetmeden. Hollandalı ve Peruluyu yenerek bileğinin hakkı ile madalyaya uzanan Servet Tazegül. Sevgili Servet, bu sonuç bir felaket değil. Ülkemizi sporumuzu utandıran bir sonuç değil. Genç yaşında Türk Sporuna kazandırılmış bu delikanlı, bu sonuçtan utanıp başını öne eğiyorsa, yıllardır madalya umudu ile Türk insanın oyalayan Federasyon başkanları, peş peşe olimpiyatlara katılarak yarışan ve sonunculuk tan ileriye gidemeyen sporcular ve bunları görmezden gelen yöneticiler ne yapacaklar acaba. Bu resme iyi bakmak ve görmek gerekir bu üzgün delikanlı ilk olimpiyatın da madalya’ya uzanmış rengine üzülen delikanlı. Başın öne eğilmesin Tazegül.. Gelecek senin.

Copyright © 2012. All Rights Reserved.