cengiz yagiz acikliyorUzun zamandan bu yana camiamızda Azerbaycan’da yapılan Dünya Kupası Takım Şampiyonasının ödülleriyle ilgili söylentiler ve yaşananlar Türkiye’nin en büyük camiasını Spor kamuoyunda son derece yıpratmıştır.

Türkiye Taekwondo Federasyonu yetkilileri ve federasyon başkanımızda orada burada yapmış olduğu söylemlerle başarılı bir maziye sahip olan camiamızı yıpratma konusunda farkına varmadan başı çekmektedir.

Federasyon başkanımız, Orhan Süer’in 21.12.2009 tarihindeki bizlere gönderdiği e-maildeki ’TAEKWONDO KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR başlıklı yazısında bahse konu olan şampiyona hakkında inceleme yapılması konusunda GSGM teftiş kuruluna şikâyette bulunmasını ve bunun sonucunda da kendi açıklamalarından anladığım kadarıyla sporcularımızın bu ödülleri alamadıkları için evlenme düşüncesinde olan sporcularımızın evlenmelerine (yeterli miktarda ödül alamadıkları için) engel olduğu yorumuyla ve dolayısıyla vatan hainliğiyle suçlanmıştır. ‘

Orhan Süer 30 yıldır bu camiada bulunan benim federasyon başkanlığımda kısa bir dönem milli takım antrenörü olarak görev yapan,   Metin Şahin’in başkanlığı döneminde Ankara il temsilciliği görevine getirilen, geçen yıl Kadir Yağız'ın  da aday olduğu federasyon seçimlerinde şahsım ve  Kadir Yağız'la birlikte  çalışan,  şimdilerde ise eski genel sekreter Bayram Tıraş'la federasyon başkanlığı seçimleri çalışmaları yapan,  her dönem bir hizmet vesilesiyle taekwondo yönetiminde bulunmak  gayreti içerisinde olan  bir taekwondocudur.

Orhan Süer’in 21/.12./2009 tarihlerinde TAEKWONDO KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR başlığı adı altında bizlere gönderdiği e-mailde değindiği konuları başka bir perspektiften camiamızla paylaşma gereği hissettim.

Devletimiz dünyanın birçok ülkesinde olmadığı kadar maddi imkânları sporcularımıza ve federasyonlarımıza aktarmaktadır.

Olimpiyat- Dünya – Avrupa şampiyonalarında ülkemizi başarı ile temsil etmiş ve bayrağımızı göndere çıkarmış milli sporcularımıza hangi maddi imkânlar sunulsa haklarıdır.

Diğer yandansa hukuk ve etik kurallar içerisinde kalmak şartı ile insanların herhangi bir konuda teftiş kurullarına şikâyette bulunmaları veya herhangi bir konuda inceleme talebinde bulunmaları çok normal karşılanmalıdır.

Kaldı ki teftiş kurulunca kabul edilmiş bir iddia ya vatan hainliği suçlamasında ithamında bulunmak son derece ağır bir ithamdır.

Nitekim şimdi başkanın kendi ekibinde görev yapan bazı arkadaşlarımız biz görevde iken sürekli GSGM teftiş kurullarına şikâyetlerde bulunuyorlardı. Öyleki bu şikâyetler yüzünden federasyonumuz çalışamaz hale gelmişti.

O zaman kimse bu arkadaşları vatan hainliğiyle suçlamıyordu.

BU DURUMA GEÇMİŞTEN BAZI HATIRLATMALAR;
Görev yaptığım dönemlerde, malum muhalefet; başı kapalı bayan sporcuları DAN  imtihanlarına alıyoruz  ve maçlara götürüyoruz diye teftiş kurularına şikayet etmekle kalmıyorlar (şikayet olduğu tarihe kadar sporcular ile ilgili bir giyim kuşam mecburiyeti yoktu.) birde şahsımı Cumhuriyet gazetesi aracılığıyla tarikatçılıkla ve gericilikle suçluyorlardı (Halen hangi tarikattan olduğumu bende bilmiyorum). İspatını merak edenler o tarihlerdeki teftiş kurulu raporları ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Abdül Kadir Yücelmenin (Yakın zamanda vefat etmiştir) yazısını okusunlar, görürler. Üstelik hiçbir suçları olmadığı halde bu tür dedikodu ve çıkarılan haberler üzerine İhsan Görkem ve Ali Bahçeci isimli antrenörlerimiz 6 ay hak mahrumiyeti cezası ve bir daha Milli takım antrenörlüğü yapamazlar diye GSGM ceza kurulundan ceza almışlardır. Federasyon başkanlığım yıllarındaki en zor dönemim olmuştur bu olay.

Şimdi sorarım bir vatan hainliğinden bahsedilecekse bundan daha iyisi olabilir mi?

BU DURUMA BAŞKA BİR HATIRLATMA;
Yıl 1998 İstanbul da Gençler Dünya Şampiyonası yapılacak.
Bu şampiyonaya 2 ay kala WTF yönetmelik değişikliği yaparak gençler kategorisinin üst sınırını 1yaş aşağı çektiği için, hazırlamış olduğumuz takımın hem hemen tamamını değiştirmek zorunda kalmıştık. Dönemimizde yıldızlar kategorisinden başlayarak yetişmiş ve gene dönemimiz de büyüklerde 2 Avrupa 1 dünya şampiyonu olmuş sporcumuz (o tarih itibariyle) Bahri Tanrıkulu o yıllarda altın madalya beklediğimiz takımda ki genç sporcumuzdandı. O bile son dakika değişikliği yüzünden bu şampiyonaya katılamamıştı. Bu durumu fırsat bilen o günkü malum muhaliflerimiz, sporcuların pasaportlarını değiştirerek büyükler kategorisi durumuna geçmiş bu sporcularımızı maçlara sokacağımız iddiasıyla gazetelere demeçler vermişlerdi. Sizlerde anlarsınız ki böyle yalan iftira bir haberin gündeme getirilmesi, Dünya ve Avrupa Federasyon yetkilileri gözünde bizi zor duruma düşürmek ve şikâyet mahiyetindeydi.

Şimdi sorarım bir vatan hainliğinden bahsedilecekse bundan daha önemlisi olabilirimi?

Her şeye rağmen ALLAH yardımcımız oldu ve milli takımımız bu şampiyonada 3 altın madalya alarak bir rekora imza atmıştır. Sayın başkanın sık sık bitmiş bir federasyon devraldım dediği dönemimiz federasyonu başarısıdır.  Sayın başkana ve camiamıza hatırlatmakta fayda görüyorum, bu güne kadar herhangi bir Dünya Gençler Şampiyonasında bundan daha iyi bir sonuç alınmamıştır. Metin Şahin ve döneminde İzmir de yapılan gençler dünya şampiyonasında 1 altın Madalya alınabilmiştir.

Geçmiş dönemlerden bu durumlara birçok örnekler verebiliriz. Ama yazmakla bitiremeyeceğimiz kadar çok olduğu için bu kadar yeterlidir diye düşünüyorum.

Yukarıdaki ödül konusuna tekrar dönecek olursak

Hiç şüphesiz ki federasyonumuzun sporcularımızın haklarını savunmak ve bu hakları almak için gerekli girişimlerde bulunmak gibi bir görevi vardır. Sporcularımıza ne kadar ödül verilse haklarıdır. Sporcularımızı başarıya götüren en büyük motivasyon maddi ödüldür.

Azerbaycan da ki bahse konu olan şampiyona bir dünya şampiyonası kalitesinde olmasa da genede küçümsenmeyecek önemli bir uluslararası organizasyondur. Bu organizasyonla ilgili yönetmelik gereği sporcularımız ne hak ediyorlarsa zaten devletimiz bu ödülleri verecektir. Orhan Süer’in veya başkalarının şikâyetiyle bu ödüller verilmezlik yapılmaz. Devlet sporcusunu korur ve gözetir.

Sporcularımızın ve onların antrenörlerinin ödüllendirilmesine tabiî ki bir eski sporcu ve başkan olarak benim olumsuz bakmam düşünülemez.

Nitekim 1997 yılında başkanlığım döneminde Milli takımımız takım halinde Avrupa kupasında 1. olmuştu. Sayın başkana ve camiamıza hatırlatmak isterim. Metin Şahinin bitik bir federasyon devraldım dediği bizim dönemimiz federasyonu bu başarıyı elde etmiştir. Sayın başkanın bunları sanki yokmuş gibi konuşmalar yaptığını sık sık görüyoruz.

Bu başarıdan sonra ödül yönetmeliğinde belirtilmemiş olmasına rağmen o günkü Spor Bakanımızla görüşülerek o günün parasıyla ve o günün alım gücüyle hiç de küçümsenmeyecek bir miktar olan 5000 TL ödülün sporcularımıza verilmesini talep etmiş ve bu parayı takımda bulunan bütün sporculara verdirmiştik.

Yukarıda bahsettiğimiz bahse konu olan Azerbaycan da yapılan Dünya kupası takımlar şampiyonasında, bu sporcularla birlikte teknik direktör olarak aslan payını alacak olan Başkanın kardeşi Ali Şahin’inde alacağı bulunduğu bu ödüllerin takibini yapıyor olması tabiî ki taktire şayan bir iştir. Sayın Başkanın bir internet sitesinde de bahsettiği gibi’’Marifet İltifata Tabidir’’.

Bende, sayın başkanı bu ödülleri takip etme konusundaki duyarlılığı ve marifetinden ötürü iltifat etme ihtiyacını hissettim.

Federasyon başkanımızın birazdan bahsedeceğim Devlet Sporculuğu Emekli Maaşları konusunda, Azerbaycan da yapılan Dünya Kupası Takımlar Şampiyonası, ödülleri konusunda olduğu kadar duyarlı olsa idi Türk Taekwondosu açısından çok önemli bir iş yapmış olurdu.

ŞÖYLEKİ;
Olimpiyat-Dünya – Avrupa şampiyonalarında 1., 2., 3.olmuş sporculara devlet sporculuğu unvanı ve derecelerin büyüklüğüne göre 40 yaşından sonra almak şartı ile maaş bağlanması kanunu meclisten bu hükümet döneminde kanunlaşarak geçmiştir.

Taekwondo AVRUPA – DÜNYA şampiyonu sporcularımız bu maaşları almaktadırlar. Federasyon başkanımız Metin Şahin ve teknik direktörümüz Ali Şahin de taekwondo olimpik olmadığı yıllardaki Avrupa şampiyonluklarından dolayı bu maaşları hak ettikleri için almaktadırlar.

Ne yazık ki bu kanun da olimpik olduğu tarih itibariyle ibaresi konduğu için Taekwondo sporu olimpik olmasına rağmen bu şampiyonalarda daha önce 2. ve 3. olmuş insanlar faydalanamamışlardır. Ama güreş halter gibi eskiden olimpik olmuş branşlarda ise 2. ve 3. olmuş sporcularda bir emekli kadar maaş almaktadırlar.

Sayın başkanda çok iyi bilir ki o yıllarda derece yapan arkadaşlarımızın hiç birisi bu günkü sporcularımız kadar şanslı değillerdi. Hiçbir zaman kulüplerden şimdikiler gibi maaş alma ve böylesine büyük ödüller alma şansları olmamıştır. Bu arkadaşlarımız içerisinde değil evlilik ve düğün parası, otobüs bileti bulamayan arkadaşlarımız vardır. Federasyon başkanımız ve teknik direktörümüzün Avrupa şampiyonlukları olmayıp ta bu maaşı almıyor olsalar idi acaba o zamanda bu kanun tasarısı hazırlanırken bu kadar ilgisiz ve duyarsız kalacaklarımıydı. Geçmişte tecrübe ve bildiklerimizden dolayı hiçte duyarsız ve ilgisiz kalmayacaklarını bu iki kardeşi eski tanıyanlar çok iyi bilir.

Sayın federasyon başkanımız bu kanun GSGM de hazırlanırken başkandı. Her fırsatta hükümete, Genel Müdürlüğe yakın olduğu ve güçlü olduğu imajını camiamıza verirken neden bu kanun daha GSGM deyken devreye gripte bu yanlışlığı Taekwondocular açısından düzettirmedi.  Bu kanun sporcular açısından çok hayırlı ama bir tek Taekwondocular acısından eksik çıkmıştır. Bu kanunu hazırlayan GSGM teşkilatındaki bürokratlar ve kanunun çıkmasını bizzat takip eden AKP Sivas milletvekili Asrın güreşçisi Hamza Yerlikaya, sayın başkanın da yakından tanıdığı her zaman rahatlıkla görüşebileceği spor camiamızın ve kendisisinde arkadaşları olduğu insanlardı.


Acaba kendileri (Metin-Ali)   Avrupa şampiyonu oldukları için  bu ödülden zaten faydalandıklarından dolayı mı bu yanlışlığın önüne geçmeye çalışmadılar veya ilgilenmeye değer  bulmadılar kuşkusu bende uyanmıştır. TEKNİK DİREKTÖR olarak Ali Şahin’in ödül alacağı bahse konu şampiyonada (Azerbaycan da yapılan dünya kupası takımlar şampiyonası) gösterdikleri hassasiyeti devlet sporculuğu maaşlarında da gösterselerdi taekwondo camiasındaki emeği gecen eski sporcularımız için büyük bir hayır işlemiş olmazlarımıydı?  Çünkü bu eski sporcu ve antrenörlerin o dönemki azim ve başarıları olmasaydı bugün Türkiye’de taekwondo sporu bu popülaritesinde olmazdı.

Son zamanlarda camiamızda yaşanan bu olaylarla ilgili bir yorum yapmamam mümkün değildi geçmişte yaşananları bilen bir kişi olarak geçmişten de örnekler vererek bir şeyler söylememin faydalı olacağını düşündüğüm için bunları yazmak gereğini duydum.

Şunu özellikle belirmek isterim ki insanlarının birbirilerini vatan hainliğiyle suçlamaları bu kadar kolay olmamalı.  

CENGİZ YAĞIZ
Taekwondo Federasyonu Eski Başkanı

Copyright © 2012. All Rights Reserved.