Orhan SÜERCamiamızın seçkin insanları, değerli sporcular, değerli antrenörler, bir süredir TKD camiasının gündeminden düşmeyen ödül konusunun gündemden düşmesini arzu etmiştim.
Ne yazık ki sayın federasyon başkanı Metin Şahin’in ödüllerle alakalı bir web sitesinde yapmış olduğu, tamamen gerçekten uzak, savunma ve ajitasyon kokan açıklamalarını maalesef hayretler içerisinde okudum.

Sayın başkanın açıklamaları ile neleri anlatmaya çalıştığını, kendisinin bile anladığını sanmadığım gibi, başkanın anlatımları ile neler anlatmak istediğini bile anlamak mümkün gözükmüyor. Başkanın, zafer kazanmış komutan edası ile hayal dünyasında dolaşıp dolaşmadığını sizlerin takdirine bırakıyorum.

Birilerine;
“DEVLETİN MALI DENİZ” olarak görmemeleri gerektiğini anlatmaya çalışmamız, hayal âleminde gezinenlerin gözlerini açmaya çalışmamız neden yanlış anlaşılmaktadır?

Başkan açıklamasında sanki ödül verilecekmiş de ben engel olmuşum imajını yaymaya çalışmakta. Evlenme düşüncesindeki sporcuların bile evlenmelerine, benim dilekçemin engel olduğunu vurgulamaya çalışması trajikomik bir durum değil de nedir?

30 yılı aşkın bir zamandır takımlarımızın TKD’da başarıları vardır. Dünya şampiyonu da Avrupa şampiyonu da çıkmıştır. Dünya şampiyonalarında ilk üçe de girdi, girmeye de devam edecektir. 1988, 1990, 2000, 2002 yıllarında Takım halinde Avrupa Şampiyonlukları da yaşadı, 1995 ve 2001 yıllarında takım halinde Dünya ikincilikleri elde edildi. Her branşta zaman zaman iniş ve çıkışlar muhakkak ki olur. TKD’nin başarılı olması bizleri elbette gururlandırır. Buna başka bir sözümüz olamaz. Yalnız, başarıyı bir-iki kişiye endekslemek kadar basit ve banal bir görüş olamaz.

O halde kerametin sanki kendilerinde olduğunu böbürlenerek anlatanlar, demek ki keramet sizde değilmiş. Bu yıllardan beri devam eden bir süreçtir.
Hiç unutmuyorum, Sayın İsmet Iraz’ın milli takım kamplarında iken “Sizin başınıza Beyaz kuşaklı birini koysam yine siz şampiyon olursunuz” derdi. Burada kastettiği sporcuları yetiştiren o sporcuların kendi salon antrenörleridir. Sporcular Milli Takıma hazır gelmektedir. Kamplarda o sporculara verecek fazla bir şey yoktur manasını herkes gayet iyi anlayacaktır.

Ayrıca, ödülü verecek merci ben değilim. Ödülü verecek kuruluş GSGM’dir ve bu kuruluşun bir ödül komisyonu vardır. Yönetmelikleri açık olmakla beraber bu kuruluşun saygın yetkilileri, ödülü yasa ve yönetmeliklere göre mi vermektedir, yoksa sıradan bir vatandaşın dilekçesine göre mi hareket etmektedir?
Biz, burada GSGM ve TKD camiasını yanıltarak “Dünya Kupası Taekwondo Takım Şampiyonası”nı, evraklarda sahtecilik yaparak, “Dünya Takımlar Şampiyonası” olarak gösterip hak edilmeyen ödülleri almak isteyenlere karşı, yapılan yanlışın düzeltilmesi için bakanlığa müracaat ettik. Ödüllerin verilmemesi de bizim bu konuda ne kadar haklı olduğumuzu kanıtlamaktadır.
 
Başkana bir web sitesinde sorulan: “Neden pumsecilere ödül verilmiyor?” sorusuna cevaben kendisinin “GSGM’nin ödül yönetmeliği var, elimiz kolumuz bağlı kalıyor” diyor. Orada ödül yönetmeliğinin olduğunu söyleyen başkan, neden Dünya Kupası’nın ödül yönetmeliği kapsamında olmadığını söyleyemiyor? Ve sağda solda bizim yaptığımız bu doğru işten dolayı vatan haini olduğumuzu söylemekte? Acaba gerçekten vatan haini kim? Zaman bunu gösterecektir. Ama mum yatsıya kadar yandı. GSGM Ödül Komisyonu, bahse konu bu faaliyetin “Dünya Kupası Taekwondo Takım Şampiyonası” olduğunu yönünde karar vermiştir. Soruşturmadan sonra vatan hainlerinin kim olduğu açığa çıkacaktır.

Durum bu kadar açıkken, sapla samanı ayıramayan ya da ayırmak istemeyen insanlardan, demogoji yapmalarından başka ne beklenebilir ki? Unutulmamalı ki makam ve mevkiler gelip geçicidir. Önemli olan “kubbede kalan bir hoş sada” olsa gerek.
Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri ve federasyon disiplin talimatnamesinin, her Türk vatandaşına tanıdığı bir yasal hak olan, dilekçe verme ve şikâyet hakkımı bile anlayamayacak kadar bir iradeye sahip olan kişilerin ortalıkta uyurgezer olarak dolaşmalarını artık düşünemiyorum. Yorumları siz TKD camiasının takdirine bırakıyorum.

Benim, yönetmelikler müsaade ettiği sürece sporcu kardeşlerimin ödül almalarına bir itirazım olamaz, olması da mümkün değildir. Aksine sporda başarının ödüllendirilmesi beni mutlu eder. Şahsım olarak daima haksızlığın karşısında olmayı kendime şiar edinmişimdir. O halde ben Orhan Süer olarak ne yapmışım? Devletin kasasından toplam 12.100 cumhuriyet altını toplam tutarı 4.000.000 TL sporcu, teknik direktör ve kulüplerine ödenmek üzere talep edilen tutarın, yönetmeliklere aykırı olduğuna vurgu yaptım.

Sayın başkan bu şampiyonanın Dünya Kupası olduğunu bildiğini bilmeyen yoktur. Buna rağmen haksız bir şekilde ödül talebinde bulunulması çok manidar olsa gerek. Başkanın ödüllerle alakalı tüm gerçekleri gerekçeleri ile birlikte TKD kamuoyuna anlatmayı neden düşünmemiş olabilir? Yönetmelikte böyle şampiyonalar için yalnızca sporcuların TKD Federasyonu aracılığı ile GSGM’den ödül yönetmeliğinde yer alan madde uyarınca özel ödülle ödüllendirilebileceklerini sporculara neden aktarmamış olabilir acaba? Özel ödüllerin antrenörler için çok az verildiğini esas sporcuların ödüllendirildiğini Mısır’daki sağır sultan bile bilmekte iken, bazıları bunu bildiklerini neden kamuoyundan saklarlar?

Camiamızın saygın insanlarına vermek istediğim mesaj, insanların gerçekleri görmesi ve şeffaf bir ortam sağlanması.

TKD camiası bizlerin ailesi gibidir. Bu camiada güzel işler yapıldığında alkışlamasını biliriz. Her tek kuruşta bile tüyü bitmemiş yetimlerin haklarının olduğunu bildiği halde, bu paraya uzanmak için türlü entrikalar yapılmaya çalışılması ahlak kuralları ile bağdaşır mı?
Ancak camiamızın saygın ve pürüzsüz bir şekilde yoluna devam edebilmesi için, kanunlar çerçevesinde, araştırma ve inceleme yaptıktan sonra, sorumlular ile ilgili eleştiri yapmanın en doğal hakkım olduğunu siz değerli insanların takdirine sunuyorum.

Saygılarımla
ORHAN SÜER

Copyright © 2012. All Rights Reserved.